Kadınların kendi içlerinde, çok derinlerinde yarattıkları Harikalar Diyarına hoş geldiniz. Girişler ücretsizdir, herhangi bir tavşanı takip etmenize gerek yok. Zaten karşınızdaki kadın, siz fark etmeden sizi oraya çekecektir. Kadınların beyinlerini yumağa benzetiyorum ben. Karman çorman bol sarmallı… Erkeklerin beyni ise otoban gibi dümdüz, direk ve net...
Bir erkeğe; “merhaba” derseniz, bu “merhaba” demektir. Oldukça açık ve net…
Bir kadına “merhaba” derseniz, bu “senden hoşlanıyorum” demektir. Oldukça saçma ve net…
Yıllar yılı, ilk adımı erkeklerin atması gerektiği dayatmasıyla yetişen kadın, o kadar çok beklemeye maruz kalmış, içinde yaşadıklarını açıklamaktan o kadar çok kaçmak zorunda kalmıştır ki, sonunda konuşmak yerine adamın hareketlerinden çıkarım yaparak sonuca ulaşma yoluna gitmiştir. Bu durum da tabi ki hem adamları hem de kadınları maymuna çevirmiştir.
Aşık olan kadın ne yapar?
Bekler…
İşaretleri bekler…
İlkokul çağlarından bu güne dek gerek ailesi gerekse arkadaşları tarafından bu şekilde yönlendirilmiş olan kadın, aşık olduğu anda gözlem yoluna gider. Erkeğini bir belgesel edasıyla izler kadın. Bu işaretler sandığınız gibi gözle görülür, elle tutulur şeyler değildir nitekim sezgileri açık olmalıdır. Pusuya yatmış avını bekleyen kadın, aynı zamanda “hahayt umrunda da değil!” havasına bürünmeli ve karizmasını da korumalıdır. O andan itibaren adam ne yaparsa yapsın, kendini bu sarmalın içinden çıkaramaz. Çünkü bu noktadan sonra bir erkek;
- Her gün arıyorsa, çok aşıktır.
- Arada bir arıyorsa, aşıktır.
- Hiç aramıyorsa, aşıktır ama kadının aramasını bekliyordur.
- Arayınca açmıyorsa, aşık ve meşguldür.
- Aramalara geri dönmüyorsa, aşıktır ama çok meşguldür, elbet arayacaktır.
- Bir haftadır hiç aramamış ve aramalara da cevap vermemişse, kesin bir açıklaması vardır! Eninde sonunda arayacaktır çünkü aşıktır!
Pes etmez kadın. Attığınız her adıma dikkat eder, “merhaba” ve “merhaba canım” hatta “merhaba cnm” diye attığınız mesajlar arasındaki farkı siz bilmezsiniz ama o bilir ve bütün arkadaşlarını arayarak “bana canım dediiiiğğğ” çığlıklarına boğulur. Sizin gözünüz dalar, kadın “bana bakarak ne düşünüyor acaba?” der. Maazallah ayağınız kayar ona doğru sendelersiniz, bilerek yapmış olursunuz. Saçını çekersiniz, kesin bana aşık kur yapıyor der... Bu girdaba girmeniz, tabirin kusuruna bakmayın ama, sıçtığınızın resmidir.
Siz farkında olmadan bu tip sinyallerle kadını ve kız arkadaşlarını ona aşık olduğunuza inandırırken, aslında hiçbir şeyden haberiniz yoktur. Kendi hayatına devam etmektedir erkek. Fakat zaman geçtikçe kadının beklentileri artar, artık erkekten bir açıklama beklemektedir. Sinirleri yıpranan kadın sonunda patlar, erkek aval aval gezerken kız kısmı trip atar, ağlar, üzülür…
Beklenen açıklama hala gelmiyorsa, kadın artık duygularıyla oynandığını düşünür ve sırtını döner bu aşka… Bitmesi gerektir artık… Aslında hiç başlamamış olan ilişkisini bitirir kendi kafasında ve uzaklara gider…
Erkekse ne olduğunu anlamaz, birden bire uzaklaşmıştır kadın ondan! “Ben ne yaptım ki?” diye düşünür durur...
Mutlu sonla bitmez genelde bu hikayeler, kız arkadaşların durmadan anlattığı, romantik komedilerde adamların sahnelere çıkıp aşkını haykırdığı hikayeler, hikayedir çünkü…
Zaten bir kadını bu kadar bekletip, hayallerini bu kadar kırdıysanız, bir gün elini bile tutsanız buna bir anlam yüklemeyecek kadar hissiz olacaktır. Çünkü artık ona erkekler öğretmiştir dümdüz olmayı, otoban gibi, boş ve net.




